bugün doğum günüm ağustos’un 13’ü 24 yıl önce gözlerimi açtığım ve ölüme biraz daha yaklaştığım gün …
zaman nasılda akıp gidiyor daha dün gibi ilkokul yıllarım yakalık taktığım ve önlük giydiğim o günler daha dün gibi … hatırlıyorum da; çocukken ne de çok mutluydum üşüyen bedenimi saracak bir annem mahallenin çocuklarını şikayet edebilecek bir babam ve can arkadaşlarım vardı benim eskiden ve birde ölümüne mahalle kavgaları … sopa ve sapan tutan ellerimiz vardı kanayan ve yaralayan yanımızdı bizi ayakta tutan ve bir de yüreğimiz! …
eskiden gidip dertleşeceğim bir ninem tezgahtan şeker çalıp, şakalaşacağım bakkal seyit muskasını boynumda taşıdığım babaannem vardı … ne kimseye verecek hesabım ne de ezilen bir yüreğim vardı … doğruya o zamanlar her şey hesapsızdı hesapsız arkadaşlıklar hesapsız dostluklar ve hesapsız çocukça sevdalarım vardı benim …
bu gün doğum günüm ağustos’un 13’ü yani yaş 24 yani bora yani tufan yani kavganın tam ortası …
ne hesapsız dostluklar kaldı geriye ne ana ne baba ne de yar … ne arayan ne soran ne de doğum günümü kutlayanlar …
bu gün doğum günüm ağustos’un 13’ü yani yaz yani sıcak yani alabildiğine yalnızlık …
Bazen hayatın koyu bir karanlık bazende dupduru bir yalnızlık bazende mutsuzluk vede sevgisizlik parçalanmış yürekler,kırık kalpler koyu bir yalnızlıgın batağında hissediyor insan kendisini sevilenlerin bir bir yok olduğu acılar ve gözyaşlarıyla çaresiz seyrediyor birbir gidişini dayanmak güç geliyor insana ama hayat bu akıyor elimizden katıp gidiyor işte gideceği yere güçlü olmak lazım,hayat devam ediyor en zor anda bile bir ışık bulmak gerekiyor geleceğe planlar yapmak gerekiyor gözyaşlarında kalmak gerekmiyor sevgi istiyorsan bulmalısın, mutluluk istiyorsan da yüreğine bahar kokulu gülleri doldurmalısın içindeki çocuğu bulmalısın ve mutluluklara yelken açacak bir limandan demir almalısın yüreğin nereye götürüyorsa oradaki limana varmalısın...
Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin, Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin. Bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür; Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
Ben senin en çok sesini sevdim Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak Nice güzellikler gördüm yeryüzünde En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak
Ben senin en çok gözlerini sevdim Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil
Ben senin en çok gülüşünü sevdim Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran Unutturur bana birden acıları, güçlükleri Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman
Ben senin en çok davranışlarını sevdim Güçsüze merhametini, zalime direnişini Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini
Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim Tüm çocuklara kanat geren anneliğini Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini
Ben senin en çok bana yansımanı sevdim Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...
İçimde sığdırmadığım ne, korkuyla karşık İsim vermek istiyorum da bulamıyorum.. Gözlerim bile isyan ediyor biliyormusun anlamsızca Ellerim gitmiyor, Az uzansa da durduramıyorum göz pınarlarımı O an gel de durdur isyanı mı,diyesim geliyor sana Ellerimden tut,diyesim geliyor dilimin ucuna Yapamıyorum kahretsin... Daralıyorum,nefes alamıyorum Bakışların içerisinde kalıyorum Kırabileceğim ne varsa kırmak geliyor içimden İsyanlardayım. Neden niçin soruları boğazımda düğüm düğüm Zamansız yaşanabilecek bir gülümseyişin mutluluğu varken yüreğimde Adımlarımı geriye doğru çeken ne Çaresizlik mi söyle ne? İkisinin arasında eziliyorum Nasıl bir karmaşa bu,nasıl bir trafik Buruşturup atmak istiyorum üzerimde yer eden tüm olumsuzlukları Ağlamak istiyorum hiç susmamacasına Sığınıyorum diz çöküyorum Allah a Allahım bu yalvarışımı duyacaksın değil mi Yardım edebilecek gücünü benden esirgemeyeceksin değil mi Diye diye ağladım ağladım iyi mi sen gidince.. Bilmem bana uzanacak eli, Bilmem bekleyecek zamanı Ben bıkmadan bekliyorum O uzanan eli hiç bırakmak istemiyorum Çünkü içimden gelmiyor... İçimden gelen ellerimi uzatmak... Korkulara el sallamak... Feyza Tutam